Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Tasarısının Tümü Üzerinde
Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli üyeleri, bürokrasinin değerli mensupları; son derece önemli bir teşkilat kanun tasarısını görüşeceğiz. Yine bu çerçevede, vekil imamların kadroya alınmasına ilişkin olarak bir kanun teklifini de görüşüyoruz.

Sayın Bakanın tasarının geneli üzerinde yapmış olduğu konuşmada, özellikle uzlaşma arayışı konusunda yaptığı çalışmalara özel bir vurgu vardı. Sayın Bakanın bu üslubuna, tasarının bu şekildeki yasalaşmasına gösterdiği ilgiye teşekkür ediyorum. Gerçekten, tasarı, daha taslak aşamasında, tüm siyasi parti gruplarına ve bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna da gönderildi. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşleri istendi. Şüphesiz bunlardan amaç, iyi bir yasayı ortaya koymaktır, olabildiğince, böyle önemli bir yasayı mutabakatla hazırlamak, çıkarmaktır. Hakikaten, bizim de bu tasarıyla yaklaşımımız bu çerçevede olacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu, herhangi bir teşkilat kanunu değildir. Toplumun beklentileri vardır, toplumun ihtiyaçları çeşitlenmiştir, artmıştır. Bu beklentileri ve ihtiyaçlardaki çeşitlenmeyi ve artışı karşılayacak bir yapıya Diyanet İşleri Başkanlığının kavuşması gerekmektedir. Mevcut teşkilat kanunu, 1965 yılında yürürlüğe girmiştir ancak 1979 yılında yapılan bir değişiklik, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine o günden bugüne kadar herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi, iptal edilen kararların yerine yenilerinin düzenlenebilmesi için yürütme organına bir yıllık süre vermiş olmasına rağmen, bir yıllık süre içerisinde bu düzenlemeler yapılmamıştır. Aradan geçen otuz bir yıllık süre, hakikaten Diyanet İşleri Başkanlığı için oldukça sıkıntılı geçmiştir, zor geçmiştir. Bir yandan bu yasal düzenlemelerin iptal edilmesinin yarattığı boşluk, öte yandan bu süre içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçlar, Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu’nda ciddi bir değişiklik ihtiyacını ortaya koymuştur.

Hükûmetin, bu çerçevede birtakım maddeleri değiştirmektense veya çok sayıda maddeyi değiştirmektense teşkilat kanununu yeniden ele alma ve yeniden düzenleme şeklinde bir yaklaşımı olmuştur. Olabilir, tabii ki yeniden bir teşkilat yasasını düzenlemek mümkündür ancak bu düzenlemenin sadece Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yarattığı boşluğu doldurmak gibi bir amacının olmaması gerekir. Sadece bu amaçla yetinilirse eksik kalır. Biraz önce ifade ettiğim, otuz bir yıllık süre içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçlara da veya sorunlara da bu teşkilat kanununun cevap vermesi gerekir.

Tasarıyı bu çerçevede, bu iki ana başlık altında değerlendirdiğimde şu sonuçlara varıyorum: Teşkilat kanunu, daha çok bir özlük hakları düzenlemesinden ibaret kalmıştır. Çok sayıda yeni kadro ihdas edilmiştir, yeni unvanlar ihdas edilmiştir, hiyerarşik yapı değiştirilmiştir. Bugünkü başkanlık örgütlenmesinden, Sayın Bakanın da ifade ettiği gibi, müsteşarlığa eş değer bir örgütlenmeye gidilmektedir. Bugün 100 bin civarında, belki 100 bini aşkın, 110 bin civarında bir kadrosu olan Diyanet İşleri Başkanlığı müsteşarlık tipi bir örgütlenmeye giderken 210 bin kadrosu olan Emniyet Genel Müdürlüğü hâlen bir genel müdürlük örgütlenmesiyle hizmet vermektedir. Eğer ihtiyaç var ise tabii ki bu örgütlenmeye de gidilebilir, müsteşarlık örgütlenmesi de yapılabilir ancak kamu yönetiminde, 210 bin personel istihdam eden Emniyet Genel Müdürlüğünü genel müdürlük seviyesinde tutup burada Diyanet İşleri Başkanını müsteşar seviyesine, altındaki daire başkanlarını da genel müdür seviyesine çıkarmanın objektif bir gerekçesini ben tasarıda görebilmiş değilim.

Bir yandan tasarı bu şekilde bir örgütlenmeye ve yeni kadrolar ihdasına giderken, öte yandan otuz bir yıllık süre içerisinde ortaya çıkan sorunlara cevap olmak üzere birtakım yeni görevler üstlenen bir yapıyı da tasarıda görmüş değilim yani kadrolar artarken, özlük haklarında iyileştirmeye giderken, yurt dışı kadrolar ihdas edilirken, birtakım unvanlar kaldırılırken, öte yandan otuz bir yıllık sürede ortaya çıkan sorunlara cevap verecek bir örgütlenme modelini de burada görmüş değilim yani yeni kadrolar istenirken yeni görevler de talep etmesi gerekir Diyanet İşleri Başkanlığının. O yeni görevleri burada görebilmiş değilim. Bunu ben tasarının önemli bir eksiği olarak görüyorum.

Öte yandan, Sayın Bakanın siyasi partilerle bir mutabakat arayışını takdire değer bulmuştum. Ancak, bu tasarının buraya gelene kadarki aşamasında acaba nasıl bir katılım sağlanmıştır? Katılımcı demokrasinin örneği bu tasarının hazırlığında gösterilmiş midir? Bunu bilemiyoruz. Bu tasarı, daha taslak aşamasındayken Diyanet İşleri Başkanlığının İnternet sayfasına konulmak suretiyle kamuoyuna duyurulmuştur. Tabii ki bu da önemlidir ancak örneğin, üniversitelerin bu bağlamda ilahiyat fakültelerinin bu tasarıya bir katılımı olmuş mudur, görüşleri olmuş mudur? Bunu bilemiyoruz. Olmuşsa hangi görüşler ortaya çıkmıştır? Bunları doğrusu taslakta, tasarıda görebilmiş değiliz.

İfade ettiğim gibi, sonuç olarak bağlayacak olursam, daha çok bir özlük hakları tasarısı olmuştur. Bu yönüyle beklentileri karşılamamaktadır. Bir çalışma yaptım, aşağı yukarı, ücretlerde belki yüzde 80’lere varan oranda, bazı unvanlarda yüzde 80’e, yüzde 82’ye varan oranda bir artış söz konusudur. Din adamlarımızdan bu artışı da esirgemeyelim, verelim tabii ki ancak bunu verirken yani yüzde 82’lik artışı –bazı unvanlarda, bütün unvanlarda bu oran söz konusu değil tabii- verirken diğer kamu personeline, öğretmenlere örneğin ne veriyoruz, onu da gözden geçirmekte yarar var.

Tasarıyı ana ilke olarak destekleyeceğimizi veya kişisel olarak bu konudaki destek görüşümü ifade ediyorum yine. Ancak, belirttiğim çerçevede tasarının bir alt komisyon tarafından detaylı olarak incelenmesinde yarar görüyorum. İyi bir yasa örneği verelim, iyi bir yasayı ortaya çıkaralım, Plan ve Bütçe Komisyonunun bu konudaki birikimini bu tasarıya yansıtalım. Herhangi bir teşkilat kanun tasarısı gibi de bunu ele almayacağımızı düşünüyorum çünkü cumhuriyetin kuruluşunda ilk çıkan yasalardan birisi de Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu olmuştur. Cumhuriyet bu kuruma son derece önem vermiştir. O dönemin Adalet Bakanının Türkiye Büyük Millet Meclisindeki sunumuna baktığımızda, o konuşmalara baktığımızda, gerçekten tarihe ışık tutacak, bugün bile yararlanabileceğimiz bilgilerin ve anlayışın verildiği konuşmalardır onlar, tarihî konuşmalardır. O nedenle, bu tasarıyı da olabildiğince iyi bir mutabakatla ve eksiksiz bir şekilde yasalaştırabilmek amacıyla kurumun bu konudaki acelesini de dikkate alarak süratle bir alt komisyon kurarak orada ele almakta yarar görüyorum.

Konuşmamı burada bitiyorum, teşekkür ediyorum.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm bulmak zaten karar verin. Biz sirk geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen tam olarak bir saat beklemek zorunda.