Bir ekonomi büyümüyor, üretim artmıyor, katma değer yaratmıyor ise istihdam olmaz. Problem buradadır
Cuma, 03 Nisan 2015 10:26
Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
3 Nisan 2015 Cuma
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)
-----0-----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 90'ıncı Birleşimini açıyorum.
(…)
BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunluğuyla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.
Buyurunuz Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz madde, Başbakan Sayın Davutoğlu'nun birkaç gün önce kamuoyuna açıklamış olduğu teşvik paketi içindeki bir taahhüdün yerine getirilmesi amacıyla Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu tarafından getirilmiş olan bir önergedir. Elbette bu önergeyle, bu madde ihdasıyla ilgili görüşümüz olumludur. İstihdamı teşvik açısından getirilmiş olan bir düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisinin destek vermemesi düşünülemez. Ancak, konuyu biraz daha geniş bir çerçevede ele almak istiyorum. Önergenin amacı, Türkiye'de istihdamı teşvik etmek için yeni istihdam yaratanlara yönelik olarak sigorta primi yönünden bir teşvik sağlamaktır.
Değerli arkadaşlar, bir ekonominin istihdam yaratması sadece teşvik paketleriyle mümkün olsaydı Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri bugüne kadar sayısız diyebileceğimiz ölçüde teşvik paketi çıkardılar ama bir türlü bu teşvik paketleri Türkiye'de istihdamı artırmadı. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduğunda Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 10,3'tü. Şimdi Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 10,9. "İki rakamın, iki verinin birbiriyle istatistiki olarak kıyaslanması mümkün değildir." denilebilir, "Çünkü TÜİK hesaplama yöntemini değiştirmiştir." denilebilir. TÜİK eskiye ait verileri yeni hesaplama yöntemiyle yayınlamadığı için eski ile yeniyi kıyaslamak mümkün değil ama TÜİK eskiyi yayınlamıyorsa yapacağımız başka bir şey yoktur, eski ile yeniyi bu şekilde yine kıyaslayacağız.
Değerli milletvekilleri, on üç yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde Türkiye'de işsizlik azalmamıştır, tersine, artmıştır. Şu anda Türkiye'de, yine TÜİK'in rakamlarına göre, 5 milyon 673 bin kişi işsizdir, resmî işsiz sayısı; bunun yanına ilave edeceğimiz diğer işsiz sayılarıyla birlikte rakam 5 milyon 673 bindir.
"Resmî işsiz sayısı" derken, TÜİK şöyle bir hesaplama yöntemi kullanıyor: İşi olmayanları "işsiz" olarak sayıyor.
Bir de iş bulma umudu olmadığı için iş aramayanlar var, bunu "işsiz sayısı" içinde saymıyor, onu ayrı bir grup olarak gösteriyor, bu "işsiz" grubunda değil. Aslında bunu da "işsiz" grubuna koymak gerekir. Yaklaşık 2,5 milyon bu şekilde işsiz vardır, 2 milyon 400 bin civarında böyle bir işsiz sayısı vardır.
Yine, mevsimlik çalışanları "iş sahibi" kabul eder; oysa o kişiler yılın yedi ayı, sekiz ayı, dokuz ayı -her neyse- işsizdir, iş arıyor, iş bulamıyor; bunları da işsiz saymaz. Hepsini birlikte topladığımızda 5 milyon 673 bindir.
Şimdi, bir yandan Türkiye'de 5 milyon 673 bin işsiz var, öte taraftan Sayın Bakan, Sayın Başbakan istihdamı teşvik için paket üstüne paket açıklıyor. Kasım ve aralık aylarında iki paket açıkladı, orada, içinde toplam 25 önlem paketi yer aldı; bununla yetinmedi, şimdi, bir daha paket açıkladı, burada da 11 tane önlem var; toplam 36. 36 önlemden, ben şimdi sizlere sorsam, vatandaşlara sorsam, iş dünyasındaki vatandaşlarımıza sorsam, Sayın Başbakanın bu teşvik paketlerinden hangisi aklınızda kaldı desem, hiç kimse hiçbir şey hatırlamayacak çünkü bunlar sabun köpüğü gibi teşvik paketleridir, ömrü bir sabun köpüğünün ömrü kadardır. Başbakan seviyor bunları, sağına soluna bakanlarını koyuyor… En son 7 bakanını sağına, soluna oturttu, Sayın Faruk Çelik de oradaydı, bu paketin zayıflığını, güçsüzlüğünü 7 bakanla doldurmaya, gidermeye çalışıyor. Sayın Başbakan, istersen yanına Bakanlar Kurulunun tamamını oturt, senin paketin yine teşvik paketi olamaz, içi boş. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, Başbakan kendisiyle çelişkiye düşüyor. Başbakan 23 Ocak 2015 tarihinde Zürih'te bir açıklama yaptı. Türkiye ekonomisini övüyor. Tabii ki ekonomimizin yurt dışında övülmesinden biz mutlu oluruz, elbette yani övünülecek bir durumumuz varsa tabii ki. Övünülecek durumumuz olmasa bile Başbakan "Türkiye ekonomisi iyidir." derse bundan da mutlu oluruz. Elbette, başbakanlar gidip ülke ekonomisini kötülemez, iyidir diyecektir, kötü de olsa, problem de olsa, risk de olsa, elbette Başbakanın görevi ekonomiyi iyi tanıtmak ve yatırımcıları Türkiye'ye davet etmektir. Ancak, Başbakan orada bir cümle kullanıyor -tarihi tekrar hatırlatıyorum, 23 Ocak 2015- diyor ki: "Eğer Avrupalıların işe ihtiyacı var ise şimdi onlara da iş kapısı olabilecek yükselen büyük bir Türkiye var, Türkiye'ye gelsinler." Türkiye'de resmî rakamlara göre 5 milyon 673 bin kişi işsiz, Başbakan Sayın Davutoğlu Avrupalıları Türkiye'ye çağırıyor, "Gelin, Türkiye'de iş var." diyor. Sayın Başbakan aslında gerçekten sözünün eri -parantez, ünlem işareti koyuyorum buna- bu sözü Zürih'te verdikten kısa bir süre sonra, daha bu sözün üstünden bir ay bile geçmeden, 9 Şubat 2015 tarihinde, bir Bakanlar Kurulu kararıyla, yabancıların Türkiye'de istihdam edilmesini sağlamak amacıyla bu Türkiye Büyük Millet Meclisine bir tasarı gönderdi, Sayın Bakanın da bu tasarının altında imzası var. Amaç, Türkiye'de muazzam iş olanakları var, yabancılar Türkiye'ye gelsin, Türkiye'de çalışsın. Her alanda yani teknik adam falan değil, herkes Türkiye'ye gelip çalışabilir. Meclise geldi, komisyon gündem yaptı. Ne zaman ki Sayın Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısında bu tasarıyı millete mal etti, Hükûmet geri adım attı, getirmedi. Şimdi, niyet, bu tasarıyı -yani niyet öyle de, bunu yapamayacaklar tabii- seçimleri eğer kazanırsa Adalet ve Kalkınma Partisi, Hükûmet kurarsa getirecek ama bu şansı elde edemeyeceksiniz, bunu yapamayacaksınız, millet size bu fırsatı vermeyecek. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi buraya önerge getirmiş. Sayın Başbakan talimat vermiş, grubu önerge getiriyor. Ne için? Türkiye'de istihdamı teşvik edelim. Neden? Türkiye'de işsizlik var çünkü. Türkiye'de resmî rakamlara göre 5 milyon 673 bin işsiz var. Sayın Başbakan, bu kadar işsiz varken siz nasıl yabancıların Türkiye'de istihdam edilmesi için kanun tasarısı getiriyorsunuz, bu tasarıyı yasalaştırmaya teşebbüs ediyorsunuz? Başbakan bu paketi açıkladığı toplantıda bir cümle daha kullanıyor, çok ilginç: "Türkiye'de işsizlik var gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor." Sayın Başbakan ne algısı, gerçek öyle, gerçek. Sayın Başbakan TÜİK rakamlarına bakmıyor mu? Bir ekonomi büyümüyor ise, üretim artmıyor ise, katma değer yaratmıyor ise istihdam olmaz. Problem buradadır.
Şimdi size ben birkaç rakam vermek istiyorum. Eski Başbakan, şimdiki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerinden geçti ya, Sayın Davutoğlu çıraklık döneminden başlıyor şimdi, öyle kabul edelim, bu çıraklığı bir türlü geçemeyecek ama öyle görüyorum. Şimdi, Sayın Erdoğan'ın o çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini ben size özetleyeyim ekonomik büyüme açısından. 2003-2007 döneminde gelişmekte olan ülkelerde -Türkiye'nin de içinde olduğu- bize benzeyen ülkelerde büyüme oranı -ortalama rakam- yıllık yüzde 7,7; Türkiye 6,9. Paranın dünyada en bol olduğu dönemde Türkiye gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının gerisinde kalmış. Çin'le, Hindistan'la kıyaslamıyorum, onların fersah fersah gerisinde Türkiye. Kalfalık dönemi: Gelişmekte olan ülkelerin yıllık büyüme ortalaması yüzde 5,6; Türkiye yüzde 3,3; yarısı düzeyinde. Yani çıraklıktan kalfalığa geçtikçe büyüme oranımız düşmüş. Gelelim ustalık dönemine: Şimdi, ustalık dönemi 2012-2014. Gelişmekte olan ülkeler yüzde 4,7; Türkiye yüzde 3. Hükûmet sınıfta çakmış, şimdi getiriyor buraya, uydurma kaydırma birtakım paketlerle istihdamı arttıracağım diye bir algı yaratmaya çalışıyor. Hiç kimse inanmıyor buna. Korkum, endişem, Sayın Davutoğlu hiçbir zaman çıraklıktan kurtulamayacak, Türkiye ekonomisi de sürünecek.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm almak zaten karar verin. Biz alışveriş merkezi geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen bir hafta beklemek zorunda.