Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Kanunu Tasarısının Tümü Üzerinde
Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

22 Mart 2011 Salı
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),  Fatih METİN (Bolu)
----0----


BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 80’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
696 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usülleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Anayasa Komisyonu Raporu (1/993) (S. Sayısı: 696)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Şahsı adına, Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi.
Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının tümü üzerinde kişisel olarak söz aldım. Söz alma ihtiyacımın gerekçelerini sizlere anlatmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, geçen hafta, Yargıtay ve Danıştayın yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasanın bazı hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine bir başvuru yaptık. Başvuruda bir temel gerekçemiz, bir temel öngörümüz vardı bütün başvuru gerekçelerinin önüne koyduğumuz, 
son derece önemli bulduğumuz bir husus vardı, o da şuydu: Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanı, yüksek yargının yeniden yapılandırılmasına ilişkin Yasa daha tasarı aşamasındayken tasarının lehinde görüş beyan etti, üstelik, yüksek yargıyı çok ağır bir şekilde suçlayarak. “Yüksek yargı bugüne kadar uyumaktan başka bir şey yapmamıştır. Bu tasarı yerindedir. Bu tasarı anlamlıdır. O nedenle, yüksek yargının şikâyet etmeye hakkı yoktur.” anlamında bir değerlendirme yaptı. Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Kanunu’nun 46’ncı, 47’nci maddeleri son derece açık. Anayasa Mahkemesinin çalışmalarını düzenleyen İçtüzüğü’nün 32’nci maddesi yeteri kadar açık. Bu maddeler diyor ki: “Anayasa Mahkemesinin Başkan ve üyeleri kamuoyuna karşı tarafsızlığını koruyacaktır.” Artı, “Başkan ve üyeler önlerine gelmesi, dava açılması muhtemel olan konularda herhangi bir şekilde görüş beyan edemezler.” Bu yasaklara rağmen Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanı tasarı lehinde görüş beyan etmiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çoğulcu bir toplumdan yanayız, herkesin görüşünü ifade etmesinden yanayız ama Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanını bağlayan, onun konuşmasını engelleyen, yasaklayan hükümler mevcutken Anayasa Mahkemesi Başkanının konuşmasını da doğru bulmuyoruz.
Şimdi, bu konuşmanın veya benim bu değerlendirmemin bu tasarıyla ilgisi nedir denilecektir. O konuşmanın yararlarını Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanı ve üyeleri Anayasa Mahkemesi olarak bu tasarıda görüyor. O konuşmanın karşılığı bu tasarıda Hükûmet tarafından Mahkemeye verilmektedir. Öncelikle ifade edeyim ki, Hükûmetin, yüksek yargı organlarını düzenleyen bir tasarıyı hazırlayıp Parlamentoya getirmesi kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Kuvvetler ayrılığının olduğu bir sistemde,
bir demokraside hükûmetler, bir başka kuvveti ilgilendiren yasal düzenlemenin tasarısını Meclise getiremez. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, Hükûmet Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına yön vermek amacıyla bir tasarı hazırlasın, getirsin buraya? Olmaz. Yargıyı düzenleyebilir mi? Olmaz ama geliyor bu tasarı, geldi, daha önce de geldi, şimdi de Anayasa Mahkemesiyle ilgili geldi. Sayıştayla ilgili olarak kısa bir süre önce görüşüp yasalaştırdığımız düzenleme, değerli milletvekilleri, bir teklifti, hükûmet tasarısı değildi. O teklifi veren arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, kuvvetler ayrılığı ilkesini dikkate aldılar, “Hükûmet bu konuda bir tasarı getiremez.” dediler çünkü Sayıştay Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan bir kurumdur ve o teklif öyle yasalaştı, usul olarak doğru bir düzenlemeydi ama burada, Yargıtayı ve Danıştayı yeniden yapılandıran tasarının ardından Anayasa Mahkemesini düzenleyen bir tasarıyı Hükûmet getirmekte hiçbir sakınca görmüyor ve Parlamento bunu tartışmakta hiçbir sakınca görmüyor. Değerli arkadaşlar, bu, kuvvetler ayrılığı ilkesinin rafa kaldırılmasıdır.
Anayasa Mahkemesi Sayın Başkanının bu konuşmasının karşılığı bu tasarıda nerededir diye bakarsak şuradadır: Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri önemli imtiyazlarla donatılmıştır. Anayasa Mahkemesinin bundan sonra alacağı bütün kararlar, bütün ret kararları, yani ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesinde açmış olduğu iptal davalarına karşı vereceği bütün ret kararları bu yasadaki, bu tasarıdaki düzenlemeler nedeniyle töhmet altındadır.
Ne getiriliyor bu tasarıda Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerine? Olağanüstü bir emeklilik düzenlemesi getiriliyor. Hiçbir kimsede olmayan, hiçbir kurumda, hiçbir kamu görevlisinde olmayan, milletvekillerinde olmayan emeklilik hakkı Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerine veriliyor Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanının o konuşmasının karşılığı olarak, Hükûmete ram olmasının karşılığı olarak. Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerinin görev süresi herhangi bir şekilde sona ererse sona erdiği tarihte eğer emeklilik hakkını elde etmiş değilse emeklilik hakkını elde edene kadar başka kamu görevlerine tayin edilecekler. Örneğin, bir serbest avukat Anayasa Mahkemesi üyesi oldu, görevi sona erdi, emeklilik hakkını elde etmiş değil, ne yapılacak? Başbakan baş danışmanlığına atanacak. Yargıdan seçilmiş gelmiş üyeler, görev süresi sona erdi, emeklilik hakkını elde etmedi, uygun görevlere atanacaklar. 11’inci maddede böyle bir ballı emeklilik var. Hayırlı olsun Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerine. İnanıyorum ki o üyelerin birçoğu bundan rahatsızdır ama Sayın Başkan bunu Hükûmetten talep etmiştir, Hükûmet de bunu buraya koymuştur.
Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerinin maaşları artırılıyor.
Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet, emeklilerimize yüzde 4 zam öngörürken Anayasa Mahkemesi Başkanına yüzde 35 zammı hangi hakla yapıyor? Millet bu yetkiyi veriyor mu? Emekliye ayda 60 lira diyorsunuz, yüzde 4 zam, bütçe ancak buna izin veriyor diyorsunuz ama Anayasa Mahkemesi Başkanına yüzde 35, üyelerine yüzde 40 maaş zammını bu tasarıyla getirdiniz. Neyin karşılığında? Hükûmetin çıkaracağı Anayasa’ya aykırı yasalara karşı açılacak iptal davalarını reddetmesinin karşılığı olarak. İnanıyorum, o üyelerimizin hepsi belki de -büyük bir çoğunluğu dersem haksızlık etmiş olurum- bundan rahatsızdır ama Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanı bundan rahatsız değil, mutludur. Talep edilmiştir ki bu buraya girmiştir.
Devam ediyorum: Sağlık konusunda, hiçbir mevzuata, hiçbir kısıtlamaya tabi değil Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri. Bütün sağlık harcamaları, Mahkeme bütçesinden, hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın ödenecek.
Değerli milletvekilleri, milletvekilleri, diğer kamu personeli neyse onun mevzuatına tabidir, o kısıtlamalar onun için de geçerlidir, fark ödenecekse o da ödeyecektir ama Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri ödemeyecektir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bir tebliğ yayınladı kısa bir süre önce, şeker ölçüm çubuklarında çubuk başına Sosyal Güvenlik Kurumunun ödeyeceği rakam 32 kuruş; üstünü diyabet hastası sigortalı kişi ödeyecek, fark ödeyecek. Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri, onlar umarım sağlıklıdır, diyabet hastası değildir ama olursa, onlar çubuk başına herhangi bir fark ödemeyecek, tamamını Mahkeme bütçesinden devletimiz karşılayacak.
Bunlar yetmiyor; diplomatik pasaport var, daha başka düzenlemeler var. Anayasa Mahkemesi Başkanına olağanüstü bir yetki veriliyor. Bu yasa yürürlüğe girdiğinde bütün müdürleri görevinden alacak, yerine yenileri gelecek. Bir kadrolaşma… İstemediği personeli Adalet Bakanlığına gönderecek, başka kurumlara gönderecek. Neyin karşılığında Anayasa Mahkemesi Sayın Başkanı? Evet, Hükûmetin çıkaracağı Anayasa’ya aykırı yasalar konusunda muhalefetin açacağı iptal davalarının reddi karşılığında. Bu çok çirkin bir suçlama; hoş bir suçlama değil ama Sayın Başkanın açıklaması, tutumu beni bu yorumu yapmaya mecbur bırakıyor.
Benim bütün Parlamentodan, özellikle iktidar partisi grubundan Cumhuriyet Halk Partisi mensubu bir milletvekili, Grup Başkan Vekili olarak ricam şudur: Lütfen, diğer kamu personelinde olmayan, milletvekillerinde bile olmayan bütün bu çirkin düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesini zan altında bırakacak bütün bu düzenlemeleri buradan çıkaralım.
Diğer maddeler ayrıca tabii ki tartışılacaktır, arkadaşlarımız görüşlerini söyleyecektir. Ancak bu tasarıyla ilgili özlük haklarının ötesinde bir şey söyleyecek olursam, bu, Anayasa Mahkemesini paketleme yasasıdır, bir dönem Amerika’da Franklin Roosevelt’in hazırladığı, Amerikan Yüksek Mahkemesini paketleme yasası gibi.
Sözlerimi burada bitiriyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

Viagra çok lezzetli değildir. Yerinde olması gerektiğini tüm seçip zaten karar verin. Biz pazar geldi ve sevdim aldım. hemen şimdi kurtarmaz Ereksiyon Olamıyor Musunuz Sen tam olarak bir saat beklemek zorunda.